Karl Marx Hangi Irk? Etnik Köken, Dinî Arka Plan ve “Irk” Kavramının Tarihsel Tartışması Karl Marx hangi ırk? sorusu ilk bakışta basit görünür; oysa mesele, 19. yüzyıl Avrupa’sında kimlik, din ve yurttaşlıkla iç içe geçmiş karmaşık bir tarihsel bağlama dayanır. Marx, 1818’de Prusya’nın Trier kentinde doğmuş bir Alman düşünürdür; ailesinin her iki tarafı da Yahudi kökenlidir ve nesiller boyu hahamlar çıkarmıştır. Babası Heinrich Marx (doğum adı Hirschel), mesleki zorunluluklar ve dönemin kısıtlamaları nedeniyle Lutherci Protestanlığa geçti; Karl ise altı yaşında vaftiz edildi. Bu biyografik gerçekler, Marx’ın etnik-dinî arka planını gösterir; fakat “ırk”ı çağdaş anlamıyla sabit, biyolojik bir kategori gibi ele…
2 YorumEtiket: nda
Güllaç Hangi Unla Yapılır? Bir Tarihçi Perspektifinden Güllaç’ın Geçmişi ve Modern Yansıması Güllaç’ın Geçmişine Yolculuk: Bir Tatlının Kökenleri Bir tatlı, zamanla sadece damakları değil, bir halkın kültürünü de şekillendirebilir. Bu tatlılardan biri de şüphesiz ki güllaç. Osmanlı İmparatorluğu’nun saray mutfaklarında, Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olarak ortaya çıkan güllaç, zamanla Türk mutfağının sevilen tatlılarından biri haline gelmiştir. Ancak güllaç’ın tarihi sadece mutfakla sınırlı değil. Toplumsal yapıyı, dini ritüelleri ve kültürel dönüşümü etkileyen derin bir bağ vardır. Güllaç’ın nasıl yapıldığını, hangi malzemelerin kullanıldığını anlamak, aynı zamanda bu tatlının tarihindeki kırılma noktalarına da ışık tutacaktır. Osmanlı’dan Günümüze: Güllaç’ın Zaman İçindeki Evrimi Osmanlı saray mutfaklarının…
2 YorumGöz Hapsinde Olmak Ne Demek? Edebiyatın Gözünden Görülmenin Yükü Kelimelerin Gözünde: Görülmenin Sessiz Cezası Edebiyat, çoğu zaman insanın görünme ve gizlenme arzusu arasında salınır. “Göz hapsinde olmak” yalnızca fiziksel bir gözetlenme hali değil, ruhun çıplak kalma korkusudur. Kelimeler burada hem bir sığınak hem de bir aynadır; yazarlar, karakterlerini gözlerin altına yerleştirerek onların içsel mahkûmiyetini anlatırlar. Göz hapsi, yalnızca bir disiplin biçimi değil, insanın kendi benliğiyle hesaplaşmasıdır. Virginia Woolf, “Kendine Ait Bir Oda”da kadın yazarların sürekli bir gözetim altında yaşadığını söyler. Kadın, kendi sesini bulmak için başkalarının gözlerinden kaçmak zorundadır. Oysa o gözlerden kaçarken bile, onların bakışını içinde taşır. Bu, edebiyatta…
2 Yorum